7. BÖLÜM: BARNABAS İNCİLİ : ABDULLAH ÇATLI NASIL YOK EDİLDİ ? KAYBOLAN ÇANTASINDA NE VARDI?

6. Bölüm : Barnabas İncili : Esat Coşan Hoca Nasıl Öldürüldü ? Kayıp Yeşil Çantanın Sırrı Nedir?

5. BÖLÜM : TURGUT ÖZAL BARNABAS İNCİLİ’Nİ OKUYUNCA NASIL ÖLDÜRÜLMEK İSTENDİ?

4. BÖLÜM: BARNABAS CİNAYETİ : YAHUDİ VİCTORİA RABİN BARNABAS’I OKUYUP MÜSLÜMAN OLUNCA MI ÖLDÜRÜLDÜ ?

NİKOLA TESLA VE PHİLEDALPHİA’DA GİZEMLİ IŞINLANMA (TESLA DİZİSİ BÖLÜM 1)

Bilim, Ezoterizm, Her Telden, Örgütler, Politika, Tarih 9 Temmuz, 16:14'de eklendi
Örnek Resim Örnek Resim
28 Ekim 1943 yılında Amerikan Donanmasının Pensilvanya eyaletine bağlı Philadelphia şehri limanında yaptığı iddia edilen ve “Işınlanma Denemesi” olarak tarihe geçen bu deney, Amerikan donanmasına ait koruma destroyeri USS Eldridge’yi bulunduğu yerden başka bir bölgeye ışınlama girişimiydi.
Bu deneyin yapıldığını iddia eden ilk kişi gizemli bir kişilik olan Morris K. Jessup isimli gök bilimcidir. Jessup, deneyi ilk kez kendisine gelen bir mektuptan öğrenmiştir ve bu mektubu Carlos Miguel Allende isimli gerçekte kim olduğu hiç anlaşılamayan birisi göndermiştir.
Bu gizemli mektuba göre ışınlanma deneyi sırasında USS Eldridge gemisinin çevresindeki gözlemci gemilerden bir tanesi olan SS Andrew Furuseth isimli gemide görevli deniz subaylarından biriydi. Deneyin tüm ayrıntılarını biliyordu ve mektubunda bildiği tüm bu ayrıntıları en ince detayına kadar anlatmıştı.
Deneyde temel olarak Birleşik Alan Teorisi’nin mucidi olanEinstein’ın teorisi bulunmaktaydı. Fakat bu deneyin gerçekleşmesinde kilit rol oynayan fiziğin ve elektromanyetik dalgaların babası olan Nikola Tesla da bulunuyordu. Projeye fikirleriyle destek olan bir diğer isim Princeton Üniversitesi’nden Dr.John von Neumann’dı.
USS Eldridge gemisinin ön top taretlerinin altına iki adet 75 KVAgücünde dev jeneratör yerleştirildi ve bu jeneratörler sayesinde oldukça güçlü bir elektromanyetik alan oluşacak ve geminin üzerine düşen ışık kırılmaya uğrayacak ve optik görünmezlik sağlanacaktı.
Fakat beklenenden daha fazlası oldu…
Bu deneydeki amaç kırılmış ışınlar ve elektromanyetik radyo dalgalarıyla geminin düşman tarafından tespitini imkânsız hale getirerek tehlikeyi minimize etmekti. Fakat beklenenden fazlası oldu ve kütlesel elektromanyetik alanı oluşarak geminin maddesel olarak başka bir bölgeye ışınlanması gerçekleşti.
umann isimlerini görünce işin ciddiyetini anlayarak olayın peşine düştü. Philedalphia limanından 640 km. ötedeki Norfolk Askeri Deniz Üssünde bir anda ortaya çıkan SS Eldridge gemisi Üsde gözüktükten hemen sonra tekrar Philedalphia limanında gözükmüştü. Üstelik bu olay mektuba göre birkaç dakika ancak sürmüştü.
Dr. Jessup hikâyeyi okuduğunda dehşet içinde kalmıştı ve gözlerine inanamıyordu. İnanmak da pek kolay değildi zaten…
Carlos Miguel Allende, Dr.Jessup’a gönderdiği mektupta dehşet verici olayı kendi kelimeleriyle şöyle anlatıyordu;
“Bir an sadece geminin çapasını görebildim, sonra o da kayboldu, ortada artık ne sis ne USS Eldridge vardı; bomboş denize bakıyorduk, bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamları korku, dehşet ve heyecan içinde nefeslerini tutarak bu inanılması güç başarılarını seyrediyorlardı.
Gemi ve mürettebatı hem radarda hem de gözlerimizin önünde yok olmuştu. Her şey planlandığı gibi yürüyordu, 15 dakika sonra emir verildi ve jeneratörlerin şalteri kapatıldı. Önce hiçbir şey olmadı, arkasından yeşil sis tekrar ortaya çıktı ve USS Eldridge yeniden görünmeye ve ortaya çıkmaya başladı ama gemi nereye gitmiş ve nereden geliyordu? Sis azalırken, bir şeylerin tuhaf gittiğini hissediyorduk.
Hemen gemiye yanaştık, ilk önce mürettebatın çoğunun geminin yanından sarkıp kustuklarını gördük, diğerleri ise geminin güvertesinde şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı, sanki hiçbirinin bilinci yerinde değildi. Yetkili ekipler gemiye girerek bütün mürettebatı kısa süre içerisinde uzaklaştırdılar ve yerlerini hazır bekletilen yeni bir mürettebat aldı. Bir iki gün sonra, yeni bir deneye daha karar verildi. Gemi istenen radar görünmezliğine ulaşmıştı, donanım değiştirildi ve 28 Ekim 1943’te deney yine aynı gemide tekrarlandı.
Jeneratörler çalışmaya başladıktan hemen sonra Destroyer hemen hemen görünmezlik çizgisine ulaşmıştı, sadece burnu ve arkası görülüyor, arada ise bazı çizgiler belli belirsiz seçiliyordu. Sonra sadece su üzerinde tekne boyunda bir çizgi kaldı. Bir iki dakika sonra mavi bir ışık parladı ve o çizgi de yok oldu. Şimdi gemi tamamen yok olmuştu. Birkaç dakika sonra millerce uzakta Norfolk’ta ortaya çıktı.
Göründükten biraz sonra bilinmeyen bir nedenle yine kayboldu ve Philadelphia’da tekrar ortaya çıktı. Bu kez durum çok ciddiydi, tüm mürettebatın başı beladaydı. Bazıları yok oldu ve bir daha geri dönmedi. Bu olayın en korkunç bölümü ise beş denizcinin geminin eriyen ve sonra yine katılaşan metal levhalarının içinde kalmalarıydı.
Bu çok feci bir durumdu. Denizcilerin birisi kurtuldu fakat bir daha eski haline dönemedi. Aklını tamamen yitirmişti ama yapacak hiçbir şey yoktu. Bazılarının psişik yetenekleri gelişmişti, sokakta yürürken kaybolan ve yine ortaya çıkan insanlar vardı.
Manyetik alanın içinde kalan mürettebattan kaybolanlar ancak birisinin yüzüne ve eline dokunulmasıyla görünür hale geliyorlardı, yani dokunmanın giysinin olmadığı bir yere yapılması gerekiyordu. “Donma” adı verilen bu olay saatlerce, günlerce sürebiliyordu, hatta bir tayfa tam altı ay donduktan sonra kurtarılabilindi.
Elektronik kamuflaj başladıktan sonra geminin ve mürettebatının bütünüyle kaybolup, çok uzak bir yerde ortaya çıkıp ve sonra yeniden geri dönmesine neden olan neydi?”
Olay gerçekten inanılmazdı…
Nikola Tesla’nın elektromanyetik dalga boylarındaki ustalığı bir kez daha bu deneyde ortaya çıkmış ve aslında bir nevi görünmezlik zırhı oluşturulmaya çalışılırken USS Eldridge gemisi Norfolk limanına madde ışınlamasıyla ışınlanmıştı.
Şimdi sıkı durun…
1957 yılının ilkbaharında Dr. Jessup Deniz Kuvvetleri Araştırma Bürosu Amirliğine davet edildi ve kendisine mektup gönderen askeri subayı araştırmak adına yardımcı olması istendi. Jessup aynı zamanda Ufolar ve Dünya Dışı Yaşam ile de ilgileniyordu. Deniz Kuvvetlerinin bürosunda kendisini karşılayan Albay rütbeli bir asker Dr. Jessup’un yazdığı The Case for the UFO” isimli kitabı kendisine uzattı.
Kendi kitabının kendisine verilmesine bir anlam veremeyen Jessup’un şaşkın bakışlarına Albay müdahale etti ve kitabın içerisinde bazı garip notlar bulunduğunu ve bu notların çok dikkat çekici olduğunu, kendisinin zihninde uyanacak her türlü bilgiye ihtiyaç duyduklarını belirtti.
Jessup şaşkınlıkla kitabı karıştırırken kitabının sayfalarına yazılmış değişik kalemlerden çıkmış gibi gözüken notlara gözü ilişti ve Albay’ın kendi kitabını neden kendisine uzattığını anladı.
Jessup derhal başka bir odaya çekilerek kendi kitabını incelemeye başladı ve her notu sindirerek okuyor ve şaşkınlık üzerine şaşkınlık yaşıyordu. Kitabında Dünya Dışı Yaşam fikrini savunuyordu ama sayfalardaki notlarda bunun nasıl mümkün olabileceğini kısa tariflerle anlatıyordu.
Jessup kitabında Ufolardan bahsediyordu ve yanındaki notlarda dünyayı zaman zaman ziyaret eden Ufo’ların yapıları, uçuş özelliklerinden bahsediyordu. Kitaptaki bu notlar üç farklı kalemden çıkmış üç farklı kişi tarafından yazılmış gibiydi çünkü her üç konuda da ayrı ayrı yazım şekli kullanılmıştı.
Son konu ise Jessup’un aldığı mektuptaki konu yani maddenin ışınlanması ile alakalıydı ve bu bölümdeki alınan notlarda bir maddenin elektromanyetik alan oluşturulmak suretiyle nasıl kaybolacağı ve nasıl tekrar ortaya çıkarılabileceği anlatılıyordu.
Jessup işte bu son konuyu okurken beyninde şimşekler çaktı çünkü bu yazı kendisine mektup gönderen Allen’in yazısına tıpatıp uyuyordu. Jessup bunu yetkililere haber verdi ve kısa sürede diğer sayfalardaki yazılarında aynı kişi tarafından yazıldığı ortaya çıktı.
Peki, kimdi mektupları gönderen? Böylesine ayrıntılı bir şekilde olayları anlatan ve dahası elektromanyetik dalga boylarının kontrolü ile yapılabilecekleri ardı ardına sıralayan bu gizemli kişi kimdi?
Yapılan incelemelerde kısa sürede Carlos Miguel Allende isminin sahte olduğu hatta mektupların gönderildiği adresinde terk edilmiş bir çiftlik evi olduğu anlaşıldı. Fakat yapılan incelemelerde anlaşılan başka bir husus daha vardı ve bu tespit insanı şok ediyordu. Uzun süre boyunca Askeri makamlar ve Amerikan istihbaratı tarafından gizlenen bu gerçeği Morris Jessup biliyordu ve açıklanmasını istiyordu ancak askeri yetkililer buna asla izin vermiyordu.
Bir daha ki bölüm de Jessup isimli kişinin sırlarla dolu serüveninin tüm noktalarını tek tek aydınlatacağız…
Not: Olaylar tamamiyle gerçektir ve hayal ürünü değildir(!)
KURSAD BERKKAN
Facebook Yorumlar

Bir önceki yazımız olan KUR’AN’I KERİM VE HAARP (KIYAMET TEKNOLOJİSİ) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorumlar

Yazıya 3 yorum yapılmış. Sen de fikrini paylaş!

zafer Temmuz 16, 2017

Hans von Aiberg hakkında ne düşünüyorsunuz Kürşad Berkkan?

ABDULLAH AKSOY Temmuz 24, 2017

sağolun güzel yazı olmuş

HALİL BOLGAZ MUSTAFA ÜNAL BOYRAZ Temmuz 24, 2017

teşekkürler