7. BÖLÜM: BARNABAS İNCİLİ : ABDULLAH ÇATLI NASIL YOK EDİLDİ ? KAYBOLAN ÇANTASINDA NE VARDI?

6. Bölüm : Barnabas İncili : Esat Coşan Hoca Nasıl Öldürüldü ? Kayıp Yeşil Çantanın Sırrı Nedir?

5. BÖLÜM : TURGUT ÖZAL BARNABAS İNCİLİ’Nİ OKUYUNCA NASIL ÖLDÜRÜLMEK İSTENDİ?

4. BÖLÜM: BARNABAS CİNAYETİ : YAHUDİ VİCTORİA RABİN BARNABAS’I OKUYUP MÜSLÜMAN OLUNCA MI ÖLDÜRÜLDÜ ?

DEVE SİDİĞİ ŞİFA MI ? BİLİMSEL TESPİTLER NE DİYOR?

Bilim, Dinler, Her Telden 21 Temmuz, 22:35'de eklendi
Örnek Resim Örnek Resim

Geçtiğimiz günlerde Haberturk kanalında Ebubekir Sifil Hoca efendi ile Sayın Caner Taslaman’ın programı büyük ilgi topladı ve hadisler üzerine yapılan tartışma programında özellikle bir hadisin işlenmesi konusu büyük ilgi uyandırdı.

O hadis ; DEVE SİDİĞİ hadisiydi ve Sayın Taslaman söz konusu hadise itimat etmediğini beyan etse de, sayın Sifil GERÇEK demeyi sürdürdü.

deve sidiği ile ilgili görsel sonucu

Sevgili okuyucu, DEVE SİDİĞİ konusunda bizimde söyleyeceklerimiz var, ancak bu söyleyeceklerimiz ne sayın Taslaman’ı, ne de sayın Sifil’i savunmak için değil, konunun dinsel yönünün dışında tarihsel ve bilimsel bir yönü olduğunu da izah etmek için kaleme alınmıştır.

Lütfen yazıyı bilinç altınıza DEVE SİDİĞİ algısını kodlayarak ve kendinizi DEVE SİDİĞİ içilmesinin iğrenç oluşuna programlayarak okumayınız.

Bu yazı tarihi ve bilimsel açıdan “İdrar” meselesine bir pencere açmak için kaleme alınmıştır.

Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) hakkında maalesef günümüzde tartışmalar o kadar ayyuka çıktı ki olay “Peygamber öldü gitti, bize Kur’an kaldı, bize ne peygamberden” durumuna kadar ulaştı.

Ancak biz buna rağmen şuna iman ettik;

ben ancak bana vahyedilene uyarım ile ilgili görsel sonucu

 

Peygamber efendimizi asla yok sayamayız ve onun peygamberliğine iman etmiş bireyleriz…

Ancak “İslam” adına uydurulan hadislerin de ayıklanması taraftarıyız…

Bizler peygamber efendimizin hadislerine önce Kur’an’i açıdan daha sonra ise bilimsel açıdan bakmalıyız zira peygamberimizin pek çok söylemi veya sünneti (davranışı) bugün bilimsel bir zemine oturmuştur.

Örneğin peygamberimiz “yemeğe tuz ile başlayın” demiştir.

Peki yemeğe tuz ile başlar isek ne olur?

Yemeğe tuz ile başladığımızda beyin tarafından bir uyarı gönderilir ve bu uyarı mukus ismi verilen bir sıvıyı salgılamaya başlar. Mukus isimli sıvı sindirimi kolaylaştırır ve midede bir tabaka oluşmasını sağlar. Bu tabaka sayesinde ise mideye gönderdiğimiz gıdalar, midenin hazırlıksız yakalanmasını engelleyerek bir dengeleme yapar ve bu da hazımsızlık gibi rahatsızlıkların önüne geçer.

Başka bir hadiste ise peygamberimiz “yemeğinize üflemeyin, sakince soğumasını bekleyin” buyurmuştur.

Peki yemeğe üflemenin bilimsel zararı nedir?

Pek çoğumuzun adetidir, sıcak olan gıdalarımıza üfleriz, oysa bilim adamları gıdalara üflemenin doğru olmadığını söylüyor. Üflediğimizde ağzımızdan tükürük çıkar ve tükürükte hem mikropları besleyici hem de antibakteriyel bazı maddeler bulunur. Ağzımızda ki besin atıkları, ağız boşluğumuzu mikroorganizmalar için uygun bir hale getirir ve dolayısı ile gıda artıklarından sonra zararlı mikroorganizmalar ağzımızın içinde doluşmuş olur. Yemeklerimize üflediğimizde ise zararlı mikroorganizmalar hem etrafa hem de gıdamıza saçılmasına sebep olur ve bu da daha ağzımıza götürmediğimiz gıdamızı zararlı hale getirebilir.

Yine peygamber efendimiz “sağlık için sağ tarafınıza yatınız” buyurmuştur.

Peki sağ tarafa yatmanın bilimsel bir karşılığı var mıdır ?

Elbette…

Kalbimiz malumunuz sol tarafımızda bulunur ve biz uyusak bile sabaha kadar bizi hayatta tutmak için sürekli çalışmaya devam eder. Biz sola yattığımızda kalbimizi kaslarımız sıkıştırır ve rahat çalışmasını engelleyerek pompalama görevini güçlükle yapmasına sebep olur. Sağ tarafa yatılması kardyovasküler sistemimizin çok daha iyi çalışmasını sağlar ve sabah kalktığımızda da daha dinç ve dinlenmiş kalkmamıza yardımcı olur.

Gelelim idrar konusuna….

Aslında idrar ile tedavi yöntemi kadim Mısır, Roma veya eski Yunan’da kullanılmış bir tedavi yöntemidir. Günümüz tıp bilimi ise ismine “zooterapi” ismini vermektedir.

Bugün ABD’de halen “Bufalo” idrarı damıtılarak çeşitli ilaçlar yapıldığını biliyoruz. Eski Hint hekimliği kaynaklarına baktığımızda ise keçi, koyun, fil, at, eşek, deve gibi hayvanların idrarından elde edilen tıbbi içeriklerin tedavi için dışarıdan tatbik yöntemiyle kullanıldığını da görebilmek mümkündür.

Sadece onlarda değil Osmanlı dönemine ait Tıbbi kayıtlarda da idrar ile tedaviler yapıldığına rastlanılmıştır. Osmanlı dönemi müelliflerinden Bâli Efendi, “Tercüme-i Ay’nul” isimli eserinde sarhoş olmuş ayılmakta güçlük çeken kimselerin, sara nöbeti geçiren kimselere “Deve İdrarı” tatbik edildiğinde bu etkinin giderileceğini beyan etmiştir.

Deve idrarı ise arap yarım adasında kullanılan bir idrar türüdür ve muhteviyatı ile bazı hastalıkların mücadelesinde kullanıldığı bilinmektedir.

Deve sidiği yoğun olarak mineral ve tuz ihtiva eden bir idrar çeşididir ve yoğun invitro ortamında kanser hücrelerinin yaşama şansının olmadığı bilim adamlarınca ispatlanmıştır.

Ayrıca mantara karşı önleyici bir etkisi bulunan deve idrarının kanda ki trombositlerin kümeler haline gelmesinin önüne geçtiği de bilimsel testler sonucunda ortaya çıkmıştır.

Kümelenen trombositlerin deve sidiğinden elde edilen mineraller ile normalleşme süreci;

Hayvanların idrarında ki moleküler yapının insan biyolojisinde ki bakteriler ve virüslerin yok edilmesinde kullanılması ile ilgili olarak ” Ortaçağ’dan Günümüze : Hayvanlarla Geleneksel Şifa (Zootekni) ” isimli eserde organik, inorganik veya sentetik kökenli tedavi özelliği olan bütün ham maddelerin kullanımı ile ilgili bilgi verirken özellikle hayvanların idrarından alınan moleküllerin “organik” olarak alındığı ve Ortaçağ’dan günümüze dek insan sağlığı için önemli bir yeri olduğu vurgulanmaktadır.

Biyolog Prof. J.Bettens “Urine Therapy” (Üriner Terapi” isimli çalışma da deve idrarı ve yine deve idrarında ki molekülleri muhteva eden diğer hayvan idrarlarının çeşitli tıbbi amaçlar için kullanıldığını ve olumlu sonuçlar alındığını beyan etmiştir.

Kendi uyguladığı bir çok deneyde deve idrarının çeşitli aşamalardan geçtikten sonra insan biyolojisinde kanser ile mücadele noktasında önemli bir etken maddesi olduğunu dile getirmiştir.

Ayrıca Hitler döneminde Nazi doktorları yapılan bazı araştırmalarda deri hastalıkları için hayvan idrarını tavsiye eden araştırmalar yapıldığı da Alman araştırmacılar tarafından dile getirildiği J. Bhurani’nin kaleme almış olduğu “Natural Benefits Of Urine Therapy” isimli eserde konu edilmiştir.

Viking dönemlerinde ise denizcilerin sıklıkla yakalandığı bir hastalık türü olan Skorbit hastalığı için ağır diş lezyonlarında idrar kullanılması tavsiye edildiği de bir çok tarihçi tarafından kaleme alınan eserlerde göze çarpmaktadır.

İran’lı bilim adamı Jagdish R. Bhurani’nin yaptığı açıklamalara göre idrar tedavisi sonucu aşağıdaki hastalıklara çare bulabileceğini bilimsel olarak ispatladığını iddia etmiştir.

“Tedavi edilemeyen Kronik Hastalıklardan Tıp bilimi, Kanser, HIV / AIDS, Diyabet, Safra Kesesi taşları,
Serebral Palsi, Zihinsel Engellilik-Özürlülük, Motor Nöron Hastalığı,
Musküler Distrofi, Nefritik Sendromu, Kronik Böbrek Yetmezliği, felç,
Saç Dökülmesi “Diffüz Disk Dehidratasyon”, Akut Bel Spondiloz “ALS”

Doktor John Bettens’in ise daha da ileri giderek idrar tedavisi yöntemi ile kanser hücrelerini yok ettiğini idda etmiş ve bunun için ABD’de bir patent dahi almış ve bilim çevrelerinden de ortaya koyduğu bu şaşırtıcı idrar tedavi yöntemine hiç bir itiraz gelmemiştir.

Bilim Adamı Profesör John Bettens’in ortaya koyduğu veriler Deve İdrarı muhteviyatında ilginç pencereler açmıştır. ProfesörBettens’e göre Develer çöllerde yediği bitkiler sebebiyle idrarlarında biyoaktif maddeler bulunduruyor ve yedikleri bu bitkilerde ki bazı moleküllerin kanserli (hasarlı) hücreleri iyileştirme özelliği bulunuyor.

Araştırmacı Yazar Johann Heinric Zedler ise arı sokmasına ve kadınların cinsel bölgelerinde ki mantar için deve idrarının iyi geldiğini yaptığı araştırmalar sonucunda tespit ettiğini yazmaktadır.

Deve idrarı konusunda bilimsel çalışmalar oldukça fazladır. Arap bilim adamları Al-Neyadi S., Al-Jaberi R., Hammed R., Shafarin yaptıkları bilimsel testlerde fareler üzerinde “karaciğer sirozu” hastalığı üzerine çalışmalar gerçekleştirmişler ve bilimsel testler sonucunda “İndüklenmiş Karaciğer Sirozu Üzerinde Deve İdrarı.” isimli rapor ile karaciğer sirozu hastalığına yakalanan deney farelerinin deve idrarı sayesinde kurtulduklarını uluslararası raporlarında bildirmişlerdir.

Bir çok bilim adamının üzerinde ittifak ettiği konu kanserli hücreler ile deve sidiğinden alınan biyoaktif maddelerin yoğun bir mücadele verdiği ve nihayet olarak kanserli hücreleri onararak eski yapısal düzeyine getirdikleri dolayısı ile yapılan testlerde ve bir çok insanda deve sidiği ile kanser tedavisinin başarılı olduğunu pek çok bilim adamı ispatlamıştır.

 

Yukarı da gördük ki deve sidiği veya idrar tedavisi kadim tarihlerden günümüze kadar kullanılagelmiş bir tedavi yöntemidir. Günümüzde modern tıp değil de alternatif tıp olarak kullanılmaktadır.

Söz idrardan açılmışken değinmeden geçmeyelim…

İdrarın tıbbi olarak gerçekten de büyük önemi olduğu tüm dünya da kabul görmektedir. Örneğin ABD eski başkanı Barack Obama, İngiliz maceracı Bear Grylls ile birlikte vahşi doğada hayatta kalma programına iklim değişikliğine dikkat çekmek için katılmış ve Amerikan NBC televizyonu da bu programı tüm dünyaya yayınlamıştı.

Bear Grylls’in başkan Obama’ya idrarını içmesini tavsiye etmesi elbette ki vahşi doğa da hiç bir gıda bulamadığınızda hayatta kalmak için yapmanız gereken son eylem olduğunu gösterebilmek içindi.

Londra Üniversitesinden Doktor Kevin Fong, hayatta kalabilmek için idrarın içilebileceğini söylüyor. Ancak panik ve kriz anlarında idrarın şifa değil zehir olabileceğini de söylüyor. Yani örneğin ormanda kayboldunuz, panik içerisindesiniz, günlerdir aç kaldınız ve ölüm korkusu sardı… Bu durumda içtiğiniz idrar sizi ölüme daha çok yaklaştıracaktır.

Doktor Kevin Fong’un söylediğine göre ise sakin bir beden yapısındayken idrar içilebilir.  Başkan Obama’ya kendi idrarını içirmeye çalışan vahşi yaşam uzmanı Bear Grylls’in tavsiyesi de vahşi doğa da hayatta kalma dersine örnek olması içindi…

 

Obama’ya kendi idrarını içmeyi teklif etti

Hatta ABD Uzay Araştırmaları kurumu NASA, astronotların hayatta kalma alternatifi olarak idrarin kullanımı ile ilgili araştırma yapmıştır.

Işte NASA’nın idrar kullanım raporu ;

Peki işin dinsel kısmına nasıl bakmalıyız ?

Peygamber efendimiz gerçekten “Deve Sidiği İçin, onda şifa vardır” demiş midir bilemiyoruz ancak pek çok tefsirci bu sözün peygamber efendimize ait olduğu konusunda ısrarcı…

Biz “Deve Sidiği” konusunda peygamberimizin sözü bulunduğunu kabul edelim. Peki o zaman olaya nasıl bakmalıyız?

Biz peygamberimiz bu sözü söylemiş ise, deve sidiğinde bilimsellik aramalı ve bu açıdan değerlendirmeliyiz.

Örneğin iki gün oruç tutulması hususunda peygamber efendimizin hadisi olduğu söylenir.

Peki ama neden iki gün oruç ?

Dr. Michael Mosley’in yapmış olduğu son araştırmalar “The Wall Street Journal” sayısında aralıklar ile aç kalmanın insan bedenine çok olumlu etkileri olduğunu ortaya koymuştu. 5 gün boyunca yemek yiyip, iki gün boyunca aç kalmayı bilimsel veriler ışığında anlatan Dr. Mosley, günlük kalorimizin  ¼ oranında azaltmanızı veya bol miktarda su ve çayla birlikte erkekler için 600 kalori ve kadınlar için 500 kalori şeklinde alınmasını yaptığı araştırmalar sonucunda dile getiriyordu.

Oysa peygamber efendimiz bunu kendi zamanında “Haftada 2 gün oruç tutun, şifa bulun” diyerek izah etmişti ve bilimsel karşılığı günümüzde tespit edilen bu yöntem bugün dünya üzerinde pek çok diyetisyen tarafından da kullanılmaktadır. Haftada iki gün oruç tutmanın hücrelerde ki oksidatif radikallerin birikmesini azaltacağını ve böylece de hastalıklara sebep olan hücresel protein, lipid ve nükleik asitlerin oksidatif zarara maruz kalmasını engelleyeceğini açıklamıştır.

Bu da haftada iki gün orucu tavsiye eden peygamberimizin bu sözünün bilimsel bir karşılığı olduğunu gösteri ki yukarıda verdiğimiz örnekler de “Deve Sidiği” sözünün de boşuna değil bilimsel bir karşılığı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Sahabe döneminde veya peygamber efendimizin herhangi bir şekilde “Deve Sidiği” içtiğine dair bilgi kesinlikle yoktur. Dolayısı ile bu sözün arkasında bilimsel bir dayanağın olduğu yukarıda bilim adamlarının araştırmalarında ortaya konmuştur.

Bu nedenle deve sidiğini kutu kola gibi alıp lıkır, lıkır içmek değil, tıbbi olarak incelemeden geçtikten sonra hastalıklar ile mücadele de kullanılacak ise bu kısmı işin üstadı doktorlarımıza bırakmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.

Son olarak Habertürk TV’de Caner Taslaman bir açıklama yaptı ve deve idrarının hastalıklara sebep olduğunu “Ortadoğu Solunum Sendromu” hastalığını tetiklediğini ve bu hastalığın deve idrarı ile ilişkili bir hastalık olduğunu söylemiş… (izlemedim… anlatılanlar kadarıyla)

Fakat bu da doğru bir bilgi değildir ve deve idrarı ile kesinlikle alakası yoktur. Doğrusu 2012 yılında Suudi Arabistan’da ağır solunum yolu hastalıkları ortaya çıkmış ve ismine deve gribi denmişti. Bu hastalığın diğer bir ismi Ortadoğu Solunum Sendromu olarak kabul edildi ve tıbbi ismi ise “MERSCoV” olarak kabul edildi.

Peki bu hastalık deve idrarından mı kaynaklı ?

Kesinlikle hayır…

Bu hastalık (Middle East Respiratory Syndrome) Coronavirüs’ün sebep olduğu bir hastalık türüdür. İnsanlarda ağır sonulum yolu hastalığına yol açmaktadır. İlk olarak Suudi Arabistan’da 2012 yılında ortaya çıkan bu hastalık pek çok doğu ülkesinde de görülmüştür.

Kesin olmamakla birlikte tek hörgüçlü develerin hastalıkta ara konak olduğu bilim adamlarınca düşünülmektedir. Bu hastalığın henüz net kaynağı ve geçiş yolları tam olarak tıbbi olarak tespit edilememiştir.

Bilim adamları bu hastalığın kaynağı için şöyle diyor;

“MERSCoV” olarak tanımlanan bu virüs tek hörgüçlü deve ile temas, deve çiftliklerini ziyaret, pastörize edilmemiş deve sütü ürünleri veya çiğ ya da az pişmiş deve eti tüketiminde riskli görülmektedir.”

Yani Caner beyin söylediği gibi söz konusu hastalığın “Deve İdrarı” ile alakası kesinlikle yoktur.

Söz konusu “Deve Sidiği” hadisi pek çok kaynakta “sahih” yani “kesin doğru” hadis olarak kabul edilmektedir. Bu hadisin üzerine yine İslam müfessirleri gerçekliği üzerinde araştırmalar yapabilirler. Ancak deve sidiğinin şifa olması noktasında bilim adamları üzerinde ittifak ediyor ve özellikle kanser ile mücadele noktasında pek çok bilim adamı bu yöntemi “alternatif tıp” olarak kullanmaya devam ediyor.

Öyle sanıyorum ki söz konusu bir dışkı olduğu için bilinç altımızda “tiksinti” uyandırması sebebiyle konuya ön yargı ile yaklaşmamıza sebep oluyor. Bu ön yargılarımızı aşarak “Deve Sidiği” konusunun hadis olmasını hadis alimlerine, şifa olmasını ise bilim adamlarına bırakmalıyız.

Sonuç olarak insan sağlığı açısından ele aldığımızda görüyoruz ki kanser ile mücadele başta olmak üzere pek çok hastalık için deve sidiği bilim adamları tarafından uzun yıllardır kullanılmaktadır.

Saygılarımla

Kursad BERKKAN

 

 

 

Yazının hazırlanmasında faydalandığımız kaynaklar;
Anonim-MERS COV Hastalığı, T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu
Kasım 2015 Ankara.
Akçiçek E, Karagözlü C, Deve Sütü: Beslenme ve Sağlık, Deve Kitabı, Editör: Emine
Naskalı Gürsoy Kitabevi 2014 İstanbul.
Al-Awadi A., Al-Judaibi A., Effects Of Heating Stronge On The Antifungal Activity
Of Camel Urine. Clinical Microbiology, 2014; 3:6.
Al-Neyadi S., Al-Jaberi R., Hammed R., Shafarin J., Adeghate E. The Effect Of
Camel Urine On İslet Morphology And CCL4-Induced Liver Cirrhosis In Rat. BMC
Proceedings, 2011; 4-5.
Aski B. Urine Therapy Prevents Early Bed Sore. Journal Of Medical And Health
Sciences, 2014; 3(2): 17-20.
Bettens J. Urine Therapy. E-Book. http://urinetherapy.info/wpcontent/uploads/2013/02/Urine-Therapy-E-Book.pdf
Bhurani J. Natural Benefits Of Urine Therapy
http://urinetherapy.in/Natural%20Benefits%20of%20U.%20T..pdf
Deuraseh N. ‘’Chapter: To Treat With The Urine Of Camels’’ in The Book Of
Medicine (Kitab al-Tibb) of Sahih al-Bukhari: An Interpretation. JISHIM, 2009-2010:
Eşit Y. İslam Hukuku’na Göre Tedavide Necis Maddelerin Kullanımı. 6. Uluslararası
İslam Tıp Tarihi Kongresi. Eylül,23-26,2014; Van Türkiye.
T.C. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, MERS-CoV Hastalığı. 2015;
TIP TARIHINDE ‘’DEVE İDRARI’’Eren Akçiçek Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi Gastroentoroloji Bilim Dalı, İzmir, Türkiye

 

Facebook Yorumlar

Bir önceki yazımız olan GÖBEKLİ TEPE, SİRİUS YILDIZI VE KUR'AN başlıklı makalemizde göbekli tepe, kuran ve mısır hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorumlar

Yazıya 46 yorum yapılmış. Sen de fikrini paylaş!

Ahmet Temmuz 24, 2017

Ahmet

MEHMET AKYOL Temmuz 24, 2017

Kursad hocam elinize sağlık,

HAKİM ÇELİK Temmuz 24, 2017

Bartın

MEHMET MURAD ALKAN Temmuz 24, 2017

16:05:33

MEHMET EROĞLU Temmuz 24, 2017

sağolun güzel yazı olmuş

GÜLSEREN GÜLER Temmuz 24, 2017

elinize sağlık

BAHATTİN DİLDAŞ Temmuz 24, 2017

MaşaAllah

CEMİL DEMİR Temmuz 24, 2017

elinize sağlık

ZAFER DOĞU Temmuz 24, 2017

MaşaAllah

FIRAT ANĞAY Temmuz 24, 2017

teşekkürler

ORAL OLTULU MAHMUT ORMANCIOĞLU Temmuz 24, 2017

güzel yazı olmuş

REŞİT ÇALIŞKAN Temmuz 24, 2017

MaşaAllah

AHMET CİHAT KÜRKÇÜOĞLU Temmuz 24, 2017

MaşaAllah

SELDA CİNBAŞ Temmuz 24, 2017

tebrikler

KAZIM PAYDAŞ Temmuz 24, 2017

teşekkürler

AHMET AÇAR Temmuz 24, 2017

teşekkürler

CUMA ÇETİNER Temmuz 24, 2017

tebrikler

ORAL OLTULU MAHMUT ORMANCIOĞLU Temmuz 24, 2017

elinize sağlık

İBRAHİM HALİL DİKİCİ Temmuz 24, 2017

tebrikler

ŞEVKET ÖKTEN Temmuz 24, 2017

MaşaAllah

ALİ SEYREK Temmuz 24, 2017

elinize sağlık

CUMA ÇETİNER Temmuz 24, 2017

Kursad hocam elinize sağlık,

MEHMET AYBAR Temmuz 24, 2017

güzel yazı olmuş

HALİD DURĞAY Temmuz 24, 2017

tebrikler

EBRU UYAR Temmuz 24, 2017

tebrikler

SUAT MEST ORHAN OĞUZ Temmuz 24, 2017

sağolun güzel yazı olmuş

Cengiz Allıgül Temmuz 24, 2017

tebrikler

MEHMET SALİH AYDIN Temmuz 25, 2017

teşekkürler

CENGİZ GÖK Temmuz 25, 2017

MaşaAllah

ZAFER DOĞU Temmuz 25, 2017

elinize sağlık

MEHMET İLERİ Temmuz 26, 2017

güzel yazı olmuş

HASAN HÜSEYİN TUNÇBİLEK Temmuz 26, 2017

elinize sağlık

HACER ÇORUH Temmuz 26, 2017

tebrikler

ZAFER DOĞU Temmuz 26, 2017

MaşaAllah

HEDİYE ACUN Temmuz 27, 2017

elinize sağlık

İSMET AĞAT Temmuz 27, 2017

Kursad hocam elinize sağlık,

SUPHİ ERİŞ Temmuz 27, 2017

teşekkürler

İBRAHİM SABUNCU Temmuz 27, 2017

MaşaAllah

MUSTAFA GÜL Temmuz 27, 2017

güzel yazı olmuş

MUAMMER GÜL Temmuz 27, 2017

sağolun güzel yazı olmuş

Neriman Cansız Temmuz 27, 2017

sağolun güzel yazı olmuş

ŞEREF DÖGER Temmuz 27, 2017

teşekkürler

KAPLAN ÜSTÜNER Temmuz 27, 2017

MaşaAllah

MÜRÜVET BİLEN Temmuz 28, 2017

sağolun güzel yazı olmuş

Halis Demir Ağustos 16, 2017

elinize sağlık

Kemal Aralık 26, 2017

BAKARA-168: Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır.
BAKARA-172: Ey îmân edenler! Sizi rızıklandırdığımız şeylerin temiz olanlarından yiyin ve eğer sâdece O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin!
MÂİDE-88: Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yeyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah’tan korkun.

Size 1400 yıllık ilmi cevap. Şeytanın ardından gitmeyi bıraktınız o sizin ardınızdan geliyor artık…