7. BÖLÜM: BARNABAS İNCİLİ : ABDULLAH ÇATLI NASIL YOK EDİLDİ ? KAYBOLAN ÇANTASINDA NE VARDI?

6. Bölüm : Barnabas İncili : Esat Coşan Hoca Nasıl Öldürüldü ? Kayıp Yeşil Çantanın Sırrı Nedir?

5. BÖLÜM : TURGUT ÖZAL BARNABAS İNCİLİ’Nİ OKUYUNCA NASIL ÖLDÜRÜLMEK İSTENDİ?

4. BÖLÜM: BARNABAS CİNAYETİ : YAHUDİ VİCTORİA RABİN BARNABAS’I OKUYUP MÜSLÜMAN OLUNCA MI ÖLDÜRÜLDÜ ?

BÜYÜK KOMPLO! SABA MELİKESİ BELKIS’IN TAHTI NASIL ÇALINDI?

Cinler, Dinler, Ezoterizm, Her Telden, Mistisizm, Örgütler, Politika, Tarih 20 Aralık, 12:26'de eklendi
Örnek Resim Örnek Resim

Sanırım Hz. Süleyman ve Sebe Melikesi Belkıs’ın klasik hikayesini duymayanımız yoktur…

Duymayanlar için kısaca özet geçmek gerekirse Saba Melikesi Belkıs, Hz.Süleyman zamanında ve tarihçilere göre de M.Ö 950-930 yıllarında yaşamıştı. Kraliçe Belkıs’ın Yemen’in baş şehri olan Maarib, Me’rib veya Mahrip ismi ile bilinen şehrinde yaşıyordu ancak krallığı o kadar büyüktü ki günümüzde ki Etiyopya ve Somali’yi de içine alıyordu…

Sheba (Saba) ülkesi hakkında en eski kaynaklar Asur Kralı 2. Sargon tarafından oluşturulan kraliyet yıllıklarıdır. Bunlar dışındaki bilgiler çelişkilidir. Bölgedeki sorunlar nedeniyle yeterli kazılar yapılamamış ve yeterli bilgilere sahip olunamamıştır. Karib Will Watar (MÖ 7. / 6. yüzyıl) tarafından kurulduğu, ilk kralların Makron hanedanlığından olduğu söylenir.

Kraliçe Belkıs babası Kral Şerahil’in tek çocuğuydu ve büyük bir imparatorluğu öldükten sonra tek çocuk olan kızına kaldı… Kraliçe Belkıs’ın tarihçilerin tespitine göre en büyük Arap Devleti’ni kurduğuna inanılan Himyerilerin soyundan geldiğine inanılır… Ayrıca yine Kur’an ayetlerine göre Saba Melikesi belkısa bir çok nimet ve hükümdarlık verilmesinin yanı sıra gizemi halen tartışma konusu olan çok önemli ve kıymetli bir taht verilmişti…

İşte dananın kuyruğu da aslında burada kopuyor yani bam teline bastığımız nokta da burası…

Ancak önce biraz daha Kraliçe Belkıs’dan bahsetmek gerekir;

Saba Melikesi Belkıs, dillere destan güzelliği ve asaleti ile adından söz ettiren bir kraliçeydi ve gerek mizacı, gerek ağır başlılığı ile öne çıkıyordu ancak ondan bahsedenler öve öve bitiremediği gibi en çok da adaleti ile ön plana çıkıyordu. Sadece Kur’an değil İncil’de ondan “Güney’in adil kraliçesi” diye bahsediyordu.

Kısaca klasik hikayeden bahsetmek gerekirse Hz.Süleyman’da inanılmaz etki ve yetkilere sahip, özel donanımlı, her şeye hükmedebilen kudretli bir hükümdardı. Hüdhüd isimli istihbarat kuşunu gönderdiğinde bu istihbarat kuşu Hz.Süleyman’a gelerek Saba Melikesi ve onun ihtişamından bahsetti…

saba melikesi belkıs ile ilgili görsel sonucu

Cinlerin Kraliçesi Belkıs ile Hüdhüd kuşunun mozaik üzerine işlenmiş temsili resimleri

 

Ancak bir sorun vardı… Hz.Süleyman Tek olan Tanrı’ya tapıyordu, Sebe Melikesi ise Güneş’e tapıyordu… Atalarının geleneğiydi bu tapınma ve bu yüzden Sebe yani “Güneşe Tapan” olarak anılıyordu kısaca “Güneşe Tapanların Melikesi” olarak kabul ediliyordu.

Ancak tam burada çok sık dile getirilen başka bir iddiadan da bahsetmeden geçmeyelim;

Hz.Süleyman kendisine verilen büyük ilim ile yeryüzünde yaşayan her şeyden ve her topluluktan haberdardı, ancak Hüdhüd kuşu ona geldiğinde “senin bilmediğin bir şey öğrendim” demişti… Hz.Süleyman’ın bilmediği hiç bir şey olamazdı… Bu mümkün değildi…

İşte iddia burada vücut buluyor ki Hz.Süleyman’ın bilmemesi için bugüne kadar görülmemiş olmaları gerekiyordu…

İddia odur ki aslında Saba Melikesi’nin dedesi inanılmaz zengin bir kimseydi ve oğluna layık bir insan olmadığını düşünerek Cinler’den bir kraliçe olan Reyhane ile kral olan oğlu Şerahil’i evlendirdi ve bu evlilikten kızları yarı insan yarı cin olan Belkıs dünyaya geldi…

Belkıs’ın annesi bir Cin babası ise bir İnsan’dı ve bu yüzden her iki alemde de görünebiliyordu ve bu yüzden tahtı aslında iki boyut arasında bir geçiş kapısıydı ve bu yüzden ileride okuyacağınız gibi Hz.Süleyman’ın karşısında ilk tahtı getirebileceğini söyleyen Cin’lerden bir İfritti…

 

Ardından Hz.Süleyman Saba Melikesi Belkıs’a elçiler gönderdi, o ünlü tapınağı yani Hz.Süleyman sarayına davet etti ve Belkıs hediyeler eşliğinde saraya geldi. Bu ilk buluşma da aslında Hz.Süleyman kendi dinini tek olan yaratıcıya tapması gerektiğini anlatacaktı ama birbirlerine aşık oldular ve ilk buluşma birbirlerini tanımayla geçti…

 

Nereden geldiğine ve kökenine dair net bilgi bulunmaz ama annesinin cin olduğu rivayet edilir.

 

İkinci buluşma da yine Belkıs geldiğinde bu kez Hz.Süleyman vezirleri ile birlikte Tek bir yaratıcı olduğunu, ona tapması gerektiğini, tüm evreni var edenin, insanları rızıklandıranın bu ilah olduğunu anlattı ve Belkıs’ı Allah yoluna çağırdı…

Belkıs ise Hz.Süleyman’a aşık olmuştu, Hz.Süleyman’da ona aşık olmuştu ancak bir evlilik kurabilmek için tek olan Allah’ın dinine geçmesini şart koşmuştu Hz.Süleyman… Belkıs ise atalarına ihanet olacağı düşüncesiyle daha doğrusu vicdanını rahatlatamadığı için kabul etmiyordu.

Hz.Süleyman Belkıs’ın tahtının önemini biliyordu ve bu taht ezrarengiz bir tahttı, o tahta kim oturursa otursun karşısında ki kişi asla hayır diyemiyor adeta süt dökmüş kedi oluyordu…

Bu yüzden Hz.Süleyman vezirlerine tahtı kim getirir diye sordu önce Cinlerden bir ifrit kalktı “Kral Süleyman, siz tahtınızdan kalkmadan getiririm” dedi ancak Hz.Süleyman bir süre bekledi bu kez bir insan kalktı ve “siz gözünüzü açıp kapamadan ben getiririm” dedi ve Taht anında orada belirdi…

Hz.Süleyman ardından Belkıs’a haber saldı ve tahtın kendisinde olduğunu söyleyerek tekrar onu Allah’ın dinine davet etti ve Sebe Melikesi Belkıs bu mucize karşısında Güneş’e tapmaktan vazgeçti ve Hz.Süleyman’nın dinine geçiş yaparak tek olan Allah’a inanmayı kabul etti.

Ardından evlilik oldu ve bu evlilikten Menelik isminde bir çocukları dünyaya geldi…

******************************

Saba Melikesi Belkıs’ın tahtı esrarengiz bir tahttı, üzerinde taşıdığı taşlar ve yapısı itibariyle zaten ihtişamlı olan bu taht garip güçlere de sahipti, bu taht için aynı zamanda ışınlanabilme özelliğine sahip olduğu da iddia edildi. Hatta öyle ki Taht’ın kendisi bir ışınlanma makinesi gibi çalışıyordu ve Saba Melikesi her gittiği yere tahtını bu yüzden götürebiliyordu ve Hz.Süleyman’a da taht bu şekilde gitmişti…

Tahtın bu özelliğini bilen bazı güçler uzun yıllardır tahtın peşine düşmüş ve tahtı aramak ile vakit geçiriyorlardı. Nihayet Alman Arkeolog Carl Rathjens ve Hermann von Wissmann 1925 yılında “American Foundation for the Study of Many” isimli araştırma vakfının kapısını çaldı ve Belkıs sarayını aramak için maddi destek istedi…

Uzun yıllar uğraştılar ve 1928 yılının başlarında izin koparmayı başardılar ve yüklü bir miktarda para aldılar.

Tam burada duralım… American Foundation for the Study of Many isimli vakıf başka bir vakıfın kollarından biriydi…

Hangi vakıf mı?

Rockefeller Foundadions…

Rockefeller vakfının kollarından biriydi ve bu keşif yolculuğu için izinde, para da veren kurum Rockefeller vakfı ve Rockefeller ailesiydi…

Bir taşın altında da olmasalar şaşardık zaten…

Devam edelim;

Arkeolog Carl Rathjens ve Hermann von Wissmann 1925 yılında izin alarak özel bir ekip ve o dönemin son teknoloji cihazları ile Yemen’e gittiler, uzun süren araştırmalardan sonra müjdeli haberi vermişlerdi…

3 yıl boyunca süren kazı ve araştırmalar sonuç vermiş ve 1928 yılında Saba Melikesinin tapınağını bulmuşlardı.

Derhal analizler ve çalışmalar başlatıldı ve 3 bin yıllık bir kalıntı olduğu tespit edildi. Kraliçenin tahtının olduğu yere ulaşılmak için planlar hazırlandı ancak bu kolay olmayacaktı çünkü 9 metre ağır bir kum tabakasının altında sadece tavana erişebileceklerdi ve tavandan sonra da karşılaşacaklarının ne olduğunu bilmiyorlardı…

Ancak ilginç bir şey oldu….

Tüm hazırlıklar yapıldı, ilk kazılarda kullanım eşyaları, çanaklar, tabaklar, kıymetli ziynet eşyaları, biblolar, kolyeler, heykeller çıktı ve bunların hepsi altından yapılmış olan şeylerdi… O gece bir haber yayıldı, ertesi gün kazı alanına gidildiğinde Yemen’li çeteler (ki sonradan Yemen ordusunda ki bazı kliklerin desteği olduğu anlaşılacaktı) ertesi gün baskın yapacak Arkeologları öldürecek ve tüm hazineleri alacaklardı…

Haliyle Arkeologlar o gece küçük bir minibüse binerek kaçtılar ve arkalarında tüm techizatı bıraktılar…

Daha sonra aradan uzun yıllar geçti ve 1984 yılında bir kafile söz konusu tapınağa ulaştılar… Tapınağın sadece küçük bir bölümü gün yüzüne çıkmıştı ve bilimsel kanıtlarla buranın  Belkıs’ın sarayına ait bir bölüm olduğu doğrulanmıştı…

Ancak 1984 yılında tapınağa gidenler daha önce 1928 yılında gelen Arkeologların bir gece ansızın kaçtığını ve Yemen’li çetelerin hiç iyi bir şey yapmayıp ortaya çıkarılacak tarihi baltaladığı yönünde ki söylentilerin hepsi bizzat Yemen’li bir yetkili tarafından yalanlandı…

Nasıl yani?

İnsan aynen böyle diyor… Ancak ne olduysa 1928 yılında Yemen’e gidip Belkıs’ın tapınağına giren Arkeologlar hiç bir zaman oradan kaçmamış, bu daha sonra uydurulmuş bir hikayeydi…

1984 yılından sonra asıl büyük kazı 1952 yılında yapıldı ve Belkıs’ın tapınağının hemen hemen her köşesine gerek bizatihi insan olarak gerek cihazlarla ulaşıldı ancak hiç bir zaman TAHT BULUNAMADI!

Parasal finansörlüğünü Rockefeller vakfının yaptığı bu kazı çalışmasında arkeologların kaçtığı yalanını ortaya atarak çalışmaya devam edilen bir yerde muhtemeldir ki taht çıkarıldı ve kaçırıldı…

Suçu ise Yemen çetelerine atıldı… Bu komploya göre Rockefeller vakfının görevlendirdiği arkeologlar zaten bölgeden kaçmış olacaktı ve onlar Yemen’i terk ettiği için kendilerinden sonra tapınakta neler olup bittiğini bilmeye imkanları yoktu yani Taht Yemen’li çeteler tarafından çalınmış ve sonra da parçalanarak satılmış olabilirdi…

Tabi yerseniz!!!

Ancak daha ilgincini söyleyeyim mi size?

Saba Melikesi Belkıs’ın sarayına veya tapınağına girilmesi dünya tarihi için muazzam derecede önemlidir ve gerek Kur’an gerekse diğer kitaplarda da olduğu için en başta dinleri ilgilendirmektedir.

Sizce böyle bir olayda en başta Vatikan devreye girmez mi? Girer…

Bizim Diyanet zaten oralı olmaz onu saymadım bile…

Peki nasıl ört bas edildi? Böylesi önemli bir karaktere ait yine çok önemli bir öge olan Taht’ı söz konusu oluyor, Belkıs’ın sarayı veya tapınağı bulunuyor da nasıl gündem olmuyor?

Nasıl kimsenin haberi olmuyor?

Sadece bir kaç küçük manşet ve bir iki gün medyada kaldı sonra silindi gitti…

Aslında silinip giden haber değil Belkıs’ın Tahtı idi…

Eğer gündem olsaydı birileri araştıracak, Yemen hükümeti tarihine bakıp geri gidecek ve 1928 yılında Yemen eşkiyalarının hiç bir şekilde Arkeologları kovalamadığı ve uzun süre daha çalışmaya devam ettikleri ve hatta belki de Yemen hükümeti içinde ki paragöz bir kaç Arap ile işbirliği yapanların iplikleri pazara çıkacaktı.

Haliyle olay örtbas edildi…

Kısaca dostlar… Yemen’in Maarip bölgesine bugün giderseniz size Saba Melikesi Belkıs’ın tapınağına ait küçük kalıntıları gösterirler…

 

Saba kalıntıları Fotograf: Feras Alsindi 30 temmuz 2007

 

Bugüne kadar ortaya çıkarılan kalıntılarda TAHT diye insanlara beton yığınlar gösterdiler…

 

Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf sözde Saba Melikesi Belkıs’ın tahtı imiş…

Sizce hem Cinlere hem İnsanlara kraliçelik yapan bir kadının tahtı burası olabilir mi ?

Burası sadece bir güneş tapınağıdır ve asla TAHT DEĞİLDİR….

Güneş tapınakları dünyanın pek çok yerinde benzer şekilde inşa edilmiştir;

Asıl saray asırlık yalanları ortaya çıkmasın diye halen kumların 9-12 metre altında yatmaya devam ediyor…

Böylesi dehşetengiz tarihi bir detayı gün yüzüne inatla çıkarmıyorlar.. Sırf foyaları ortaya çıkmasın diye…

Ancak olan tahta oldu…

SABA MELİKESİ BELKIS’IN TAHTI ÇALINDI!!!

Saba Melikesi Belkıs’ın tahtının çalındığının ört bas edilmesi için Güneşe tapan bir topluluk olan Sebe halkı ve Belkıs’ın inşa ettirdiği bizlere taht diye yutturdukları yer aslında sembolik Güneş Tapınağıdır…

Siz aşağıda örneklerine bakarken bizde yazımızı sonlandıralım…

**********************************

Önce tekrar Belkıs tahtında ki Güneş Tapınağına bakalım;

BELKIS’IN GÜNEŞ TAPINAĞI

 

BAALBEK GÜNEŞ TAPINAĞI

 

APOLLON GÜNEŞ TAPINAĞI

Apollon Tapınağı turistlerin ilgisini çekiyor

ARTEMİS GÜNEŞ TAPINAĞI

Artemis Tapınağı, Efes

ZEUS GÜNEŞ TAPINAĞI

Lidya'daki Zeus Tapınağı

ERMENİSTAN GÜNEŞ TAPINAĞI

Ermenistan, pagan güneş Tapınağı'nda Garni, ben yüzyıl — Stok fotoğraf

HATHOR GÜNEŞ TAPINAĞI

ROMA GÜNEŞ TAPINAĞI

deniz Kaya mimari yapı Güneş bina anıt seyahat Heykel Kemer Sütun tatil Dönüm noktası ibadet yeri Tapınak kalıntılar Türkiye yan Sütunlu Antik Alanya Roma tiyatrosu Roma tapınağı tarihi mekan Türk Rivierası Antik Tarih Antik roma mimarisi Antik Yunan tapınağı

 

 

Facebook Yorumlar

Bir önceki yazımız olan ANTARTİKA BUZULLARININ ALTINDA GİZEMLİ RADYOAKTİF KAYNAK başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.